Evde Kimse Var mı?

Duvarlar üzerinizde kara bulutlar gibi yükselirken kendinizi tuğlaların arasında bir mahkum gibi hissedersiniz. Herkes her şeyinize karışır. Toplum sizi bir şekle sokmak ister. Kıyma makinesinden geçirilmeye hiç niyetiniz yoktur. Vahşi bir tay gibi özgürlüğe koşmak istersiniz. Oysaki üzerinize binmek isterler…

Gençlik böyle bir şey… Sonra ne mi olur? Okullardan mezun olur, iş yaşamına atılır, aile kurarsınız. Emekliliğinizi beklerken bir zamanlar üzerinize ağır gelen tuğlaları başkalarının üzerinde inşa etmeye devam edersiniz. Duvar işçisi pozisyonunda mücadele etmek yerine kafeste lider rolüne bürünürsünüz. Sonrası… Olsa olsa duvarda bir tuğla…

İşte bazen zincirleri kıran, feleğe çomak sokan adamlar olur. Onlardan biri de Roger Waters. Yatılı okul zamanlarımda ki o zamanlar asilik bir tercih değil vücut kimyasıdır, benim gibi düşünenlere çok iyi gelen bir söz yazarı, vizyonerdir. “Bunları düşünen bir tek ben değilmişim,” duygusunu size verecek gerçek kahramanlardan biri. Onlardan biri de bugün şahsi verkaçlarla köşesini yazıyor zaten.

roger waters 640 Edito

Ustalara saygıdan sonra diğer konulara geçelim. Geçen ay yaşadığımız hassas, gergin ve şiddet dolu döneme dair dergimizin içeriğine uygun olarak bence son derece akıl ve hiciv dolu sayfalar hazırlamıştık. Takdir eden oldu, etmeyen oldu önemli değil. Ancak destek veren dergileri sıralarken bizi atlayanları anlamak mümkün değil. Özellikle yeni eşiyle yeni iş arayışlarına girmeyi tercih eden bir yayın yönetmenini “Destek verdi ve kovuldu!” tarzı ifadelerle kahraman mertebesine yükseltmek –ince zekâ kırıntıları barındırmıyorsa- vahim bir durumdur. Son olarak Ece Filiz… Bu deli kızı müthiş bir sabırla kapağa taşıyan Jeffy’nin sabrı (ve güçlü kolları) “yıldızlı pekiyi” hak ediyor.

Vera Lynn’in de dediği gibi,

“Yeniden görüşeceğiz”

ETİKETLER: