Parkour;

Fransa’da bir grup gencin icadı olan, bir noktadan başka bir noktaya insan vücudunun yeteneklerini en verimli şekilde kullanıp, sınırlarını da zorlayarak, hızlı ve etkili biçimde hareket etmesini hedefleyen bir beden eğitimi türü ve yaşam tarzıdır.

HAYDİ ZIPLA !

Durmadan koşan sporcunun  önüne ne çıkarsa çıksın tüm engelleri duraksamadan akrobatik hareketlerle aşarak ilerlemesine dayalı bir spordur. Gerekenler ise sadece bir çift spor ayakkabı.   Yolda karşısına çıkabilecek her şey (örn: çöp kutusu, basamak, taş, balkon, ağaç vs…) bir şekilde sporcu tarafından kullanılır. Üzerinden atlanılır, köşesine basılır, altından yuvarlanılır, ama durup ta düşünmek yoktur. İstenilen her yerde yapılabilir. Uluslararası çevrelerce hala bir spor dalı olarak kabul edilmemiştir. Yamakasi adlı filmdeki çocukların yaptığı olayda budur ki onlarda zaten Fransa’nın en iyi parkurcuları arasındadır.

Erkek sporcularına Traceur bayanlara ise Traceuse denir, “iz bırakan” manasına gelir. Günümüzde şehir sporu olarak anılmaktadır.

Sporun kurucuları Fransa’da yaşayan David Belle ve bir grup arkadaşıdır.

1997 de David Belle ve Sébastien Foucan Yamakasi gurubunu kurdurlar. 2001 yılında pek çok insan Sinemada Parkour’la ilgili çekilen ilk filmi hayranlık ile izledi. Böylelikle bu spor dünya üzerinde ciddi bir hayran kitlesi yaratmaya başladı.

Sebastien Foucan;

“Aslında Le Parkour her zaman vardı. Biz buna sadece bir isim verdik. Bizim yarattığımız bir şey değil. Biz sadece onun varlığını bulduk. Taş devrinden beri Le Parkour vardı. Avlanmak kaçmak veya kovalamak için insanlar koşturuyorlardı…”  diyor.