Bir babası Kevin Costner diğeri de Russel Crowe olan bir çocuktan gerçekten süper bir Superman olması beklenirdi. Süper kahramanları insanlaştırma ve içimizden biri yapma bakanlığı Christopher Nolan etkisinin hissedildiği Man of Steel’in ilk yarısında iki dünya arasında bocalayan kahramanımızın toplu taşıma araçlarını kullandığı uçuş öncesi döneme şahit oluyoruz. Film Kara Şövalye’deki gibi sürekli toplumsal mesaj ve öğütler vermek yerine daha ziyade insanlığın içindeki iyilik ve umut kısmına odaklanıyor.

Beyaz tenli ve renkli gözlü kızları seven biri olarak gazetecimizi pek beğendim. Onun dışında “Oraya istediğimizi yaparız, cami yapmak için izin mi isteyeceğiz?” inadını sergileyen kötü adam General Zod da rolünün hakkını fazlasıyla vermiş. Öyle ki neredeyse “TOMA’lar hücum!” diyecek kadar kararlı bir karakter kendisi.

Efektler ise artık bir doyum noktasına vardığımızı hissettiriyor. Süper kahraman filmlerinde kullanılan fizik motoru her ne ise sanki her filmde aynı camlar patlıyor, aynı binalar yıkılıyor. Dövüşlerin ise biraz fazla Uzakdoğu havası içermesi açıkçası Kripton’a pek gitmemiş.

Son olarak filmde Russel Crowe’un “ölüsünün bile iş yapması” fazlasıyla manidar.

ETİKETLER: