GRİPİN; Rock dolu bir ayda bir albüm de Gripin de geliyor…

Röportaj: Berk Güner

Aralık ayında gerçekleştirdiğiniz 6 eyaletlik Amerika turneniz nasıl geçti?

Muhteşemdi. Bizim için yeni bir adımdı. Müzik dolu pazar günleri geçirmek için başladığımız maceramızın ilk alkışı, ilk bar programı, ilk albümü, ilk İstanbul dışı konseri, ilk yurt dışı konseri gibi ilklerin yanına eklendi.

Dünyanın en geniş katılımlı müzik festivallerinden biri olan SXSW’da sahne alacaksınız bu yıl…

Fikir Avrupa Müzik ailesinden geldi. Bildiğiniz gibi şirketimiz Universal Music ile beraber çalışıyor. Sevgili Özge Ergen’in fikri ve çabaları ile gerçekleşti olay.

3 şarkılık İngilizce EP’nizi bu festival kapsamında çalacak mısınız?

İlk olarak orada çalacağız bu versiyonları. Daha sonrasında umarız ki bir EP ve tabii video da gelir.

Albümlerinizle ilgili olarak genelde iyi yorumlar fazlaca olmasının yanı sıra “Eski Gripin değiller, çok arabeskleşmişler” gibi yorumlar da var. Sizin yorumunuz nedir?

Elbette bizim de kulağımıza geliyor bu yorumlar, saygı da duyuyoruz. Hakaret ya da kasıt içermediği sürece yorumları dikkate alıyor ve üzerinde düşünüyoruz. Öncelikle her melankoli duygusunu arabesk olarak adlandırmak doğru değil. Arabesk olmak kötüdür diye söylemiyorum ama bu yorumların daha doğru ifade edilmesi mühim. Yolun başında dinlediğimiz müziklerin etkileri ve içimizde uyandırdıkları Rock şemsiyesi altında nitelendirilebilir. Fakat uzun zamandır, Anadolu’nun, Balkanların, Ege’nin hatta daha uzak diyarların duyguları ile tanıştığımızdan beri (geç olduğunu ekleyelim) müziği dinlediğimiz ve dinlemediğimiz müzikler olarak ikiye ayırıyoruz. Önemli olan histir ve hissediyorsanız dinlersiniz. Bizim amacımız insanların hayatlarına fon müziği olabilmek, paylaşabilmek. Adının,türünün önemi yok.

Peki albümlerdeki yalnızlık ve melankolinin kaynağı özel hayatlarınız mı?

En başından beri yaşadıklarını, etrafında olanları, gördüklerini ve duyduklarını biraz süsleyen, abartan bir Gripin var. Bu albüm de bunun devamı. Kaldı ki mutlu zamanlarında içinden müzik yazmak gelmiyor insanın. Ya da bizim. Genelde buhranlı dönemlerde bir şeyler çıkıyor.

“Baba Mesleği” Türkiye’de son zamanlarda duyduğum en protest şeylerden birisiydi. Bana göre sözleri bu kadar sert olmasına rağmen tüm popüler mecralarda çok fazla dinlenebilmesi bir şanstı. Manga grubundan Ferman’ın gelip şarkıya kendi katkısını yaptığı doğru mu?

Çok teşekkür ederiz. Bizim için de öyle. Aslında o durum daha ziyade “Sensiz İstanbul’a Düşmanım” adlı şarkımızda gerçekleşmişti. “Baba Mesleği”nde de özellikle rap bölümlerini toparlayan ve şarkının ihtiyacı olan o sert duyguyu veren sevgili Ferman’dır.

Gripin gelecek hayalleri olan grup mudur? Yoksa akışına mı bırakmıştır olayları?

Öngörülerimiz yok. Öngörmek en az Türkiye’de grup müziği yapmak kadar zor. Ama hayalimiz sonuna kadar müzik yapmak. En büyük hayalimiz bu.

Galatasaray için bir şarkı bestelemek nasıl bir duygu? Şampiyonluk gecesinde onu söylemek?

Çok güzel günler, konserler yaşadık. O gece ise hayatımızın en güzel 2-3 gecesinden biriydi. Aşık olduğunuz mesleğiniz ile aşkla bağlı olduğunuz takımınız için bir şeyler yapmış olmak, yıllarca izlediğiniz o noktada olmak, ufacık dahi olsa oranın parçası olduğunuzu hissetmek tarifsiz bir mutluluktu. İnanılmazdı.

Sustukça sıra sana gelecek sözleriyle başlayan nakarat herkesin ağzına dolanmıştı.. Susan bir toplum muyuz sizce? Ya da sadece sosyal medya üzerinden konuşmayı seven bir toplum haline mi geldik?

Bu eleştiriyi kendimize de yöneltmekle birlikte susmayı değil harekete geçmeyi sevmeyen bir toplumuz demek yanlış olmaz herhalde. 10′ar yıllık aralarla tepemize inen darbeler ile sindirilmiş ve bu sayede dümeni kolayca çevrilen bir toplum olmuşuz belli ki. Zaten öyle ihtişamlı bir bağımsızlık savaşı vermiş bir ülkenin 3-4 kuşak sonraki temsilcilerinin böyle zapt edilebilmesi böyle açıklanabilir belki de.

Arka arkaya albümler çıkarmak, üstelik oldukça ilgi gören albümlerden sonra, sürekli yeni bir şeyler yaratmak stresi ile nasıl mücadele ediyorsunuz?

Edemiyoruz. Bir önceki albümümüzün yankıları bu albüm aşamasında bizi strese sokan en önemli unsurdu. Hiç kolay olmadı. Ve umarız ki hiçbir zaman kolay olmaz. Bu stres yorucu ama güzel.