James May;TopGear ile fenomen haline gelen ünlü şovmen Man Lab ile modern erkeği masaya yatırıyor…

 “Gerçekten her şeyi yapabiliriz. Düşündüğümüz her şeyi bir fikre dönüştürebiliriz. Hatta Man Lab’in bundan sonraki bölümlerinden birinde örgü bile örebiliriz”

419264 james may TopGear ile fenomen haline gelen ünlü şovmen Man Lab ile modern erkeği masaya yatırıyor...

Sizin modern insan tanımlamanızla başlamak istiyorum. Modern insanı nasıl değerlendiriyorsunuz?  

Aslına bakarsanız modern insanın sorunu umudunu yitirmiş olması. Sanki bu iyi veya cazip bir şeymiş gibi, modern insan reklamlarda ve televizyonda çoğunlukla umutsuz olarak tasvir ediliyor. Her konuda başarılı olan veya her şeyi deneyen Rönesans insanına daha fazla yüzümüzü dönmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Bu durumda meselenin modern insanın lanse edilme şeklinden kaynaklandığını söyleyebilir misiniz? Günümüzde, bizi yönlendiren ve bize şöyle veya böyle olmalısın diyen o kadar çok şey var ki. Bizi birçok şekilde değiştirmeye çalışıyorlar.

Evet, meselenin bu olduğunu düşünüyorum. Bu cinsel politika ile ilgili bir sorun değil. Akılsız ve işe yaramaz erkeklerle dolu bir dünyanın oldukça sıkıcı olduğunu düşünüyorum. İlk zamanlar bu durumun eğlenceli bir yönü vardı, ama artık bunun da eskidiğini düşünüyorum. Dolayısıyla insanlık olarak yeniden işe yaramaya ve güvenilir olmaya başlamamız gerekiyor.

Peki, “işe yarar” olmak zaman zaman sıkıcı olmak anlamına mı geliyor? Örneğin patlamış bir lastiği değiştirmek veya işe yarar olarak değerlendirilen başka bir şey, zaman zaman kulağa sıkıcı geliyor. Sonuç olarak, sıkıcı ve yararlı, çelişkili mi yoksa… (James May’in yüzüne gülen ilk Türk unvanını bu cümleden sonra elde ediyorum)

Bence hayır. Man Lab gerçek anlamda bir eğlence programıdır. Ancak bu programın eğlendirici olmasının sebebi biraz sıkıcı olmasıdır. Programda marangozluğun ve bir şeyler üretmenin ve gerçekleştirmenin yanı sıra, küçük ve biraz da garip maceralar var. Ancak biz bunların hepsinin yeterince eğlenceli olduğunu ve dürüst olmaları durumunda birçok insanın da bunu kabul edeceğini düşünüyoruz. İnsanlar bunu itiraf etmekten utanıyorlar, çünkü kendilerini çok fazla bira içen umutsuz insanlar olarak görüyorlar. Man Lab’da biz çok daha fazla bira içiyoruz, ancak bunun için kendimize bir bar yapacağız. Bu yüzden sorun yok.

Programınızda ünlü kadınlar var mı?

Dürüst olmak gerekirse programımızda hiçbir kadın ünlü yok, ama başka kadınlar var. Man Lab’de bizimle çalışan beş ya da altı kadın var ve bunlardan bazıları zaman zaman programda rol alıyorlar. Daha fazla rol almalarını sağlamaya çalışıyoruz, ancak açıkçası bu konuda her zaman başarılı olamıyoruz. Fakat programımızda hiç kadın yokmuş ya da onlara ihtiyacımız yokmuş veya kadınlar Man Lab’ın düzgün bir şekilde işlemesi için gerekli değilmiş gibi davranmıyoruz. Tabii ki dünyanın geri kalanında olduğu gibi burada da kadınlara ihtiyacımız var. Ancak program yeni bir şeyler denemek isteyen erkekleri hedef alıyor… Programın zanaat becerileriyle popüler bilimin bir kombinasyonuna biraz şiirsellik eklenmesiyle ortaya çıktığını söyleyebiliriz.

Sanırım programınızı ilginç hale getiren de bu unsurların uyumlu bir şekilde bir araya gelmesi.

Kesinlikle. Çünkü bakış açımız şu: Doğru bir şekilde yaptığımız sürece her şeyi yapabiliriz. Dolayısıyla, ahşap veya metal işi yapabilir ya da bir tekne inşa edebiliriz. Öte yandan, şarkı yazıp, müzik yapıp Thomas Campion’un şiirlerini okumak gibi şeyler de yapabiliriz. Özetle sanat yapıyoruz, resim çiziyoruz, montaj yapıyoruz, biraz yemek pişiriyoruz, alüminyumdan nesneler imal ediyoruz, vahşi doğada yürüyüş yapıyoruz ve hapisten kaçmaya çalışıyoruz. Gerçekten her şeyi yapabiliriz. Düşündüğümüz her şeyi bir fikre dönüştürebiliriz. Hatta Man Lab’in bundan sonraki bölümlerinden birinde örgü bile örebiliriz.

Yapmış olduklarınız veya yapacaklarınız arasında en tehlikelisi hangisiydi veya hangisi olacak?  

Yaptıklarımızdan herhangi birinin gerçek anlamda tehlikeli olduğunu düşünmüyorum.

Bu durumda patlamaya hazır bir bombayı etkisiz hale getirmeye alışkın olduğunuzu söyleyebilir miyiz? (James May’in yüzüne ikinci kez gülen Türk unvanı da bende) 

Evet, kabul etmeliyim ki patlamaya hazır bomba oldukça tehlikeli bir şey, ancak bizim etkisiz hale getirmiş olduğumuz bomba gerçek değildi. İçinde yalnızca az bir miktar patlayıcı vardı ve beni öldüremezdi. Öte yandan, burada amaç, acilen gerekli olması durumunda bu işin nasıl yapıldığını göstermekti. Buna ihtiyaç duyma olasılığınız oldukça düşük olsa da, bilmek bilmemekten daha iyidir.

Özet olarak programınızda zarar görme veya ölüm riski olmadığını veya yapılanların yalnızca illüzyondan ibaret olduğunu ya da mevcut tehlikelerin kontrolünüz altında olduğunu mu söylüyorsunuz? 

Evet, dedikleriniz kısmen doğru, çünkü programımızda büyük maçoluklar yapmayı tercih etmiyoruz. Programımızda kaçan bir boğayı kementle yakalamıyoruz, çünkü bunu yapan zaten birçok program var. Ayrıca ekstrem sporlar, ekstrem açık hava etkinlikleri, dağ tırmanışları ve bu tarz etkinlikler üzerine kurulu birçok program var. Biz biraz daha insanın içine dönük bir yaklaşım geliştirmek ve insan beyninin biraz daha ön planda olduğu bir pratikliği sergilemek istedik. Dolayısıyla yapmış olduğumuz iş daha az rağbet görebilir, ancak oldukça eğlenceli bir iş.

Diğer programlardan farkınız yaklaşımınız o halde?

Aslına bakarsanız… Evet, biz kendimizi çok ciddiye almıyoruz. Bence aradaki fark şu: Reality showlarda böcek yiyenler, bunu izleyici şoke etmek ve ne kadar dayanıklı olduklarını göstermek için yapıyorlar. Oysa biz, dayanıklı olmakla kesinlikle ilgilenmiyoruz. Biz izleyicilerimize bir şeyler yapmayı öğretmekle ilgileniyoruz. Dolayısıyla, bizimki, bir atölye çalışmasına dayalı bir program. Bu atölye çalışması bittikten sonra ise yüzümüzü dış dünyaya dönüyoruz. Bu anlamıyla programımız bir reality show değil. İzleyiciyi koltuğunda kıvrandırmayı hedeflemiyoruz. Programımızı izleyenlerin koltuklarında otururken rahatlamalarını ve şöyle düşünmelerini istiyoruz “Evet, bu son derece ilginç ve faydalı bir şey.”

TopGear’daki kadim dostlarınız yaşlı(!) Jeremy Clarkson veya the Stig her zaman programınızda olmaya devam edecekler mi?

Bu karakterler için gerçekten hiçbir planım yok. Çünkü the Stig otomobil kullanmak dışında hiçbir şey yapamıyor, hatta konuşamıyor bile. Dolayısıyla, açık konuşmak gerekirse televizyon konusunda umutsuz bir vaka. Jeremy ise ilgisiz birisi, pratik şeyleri sevmiyor.

Belki de fazla yaşlı olduğu içindir? (Üçüncü kez unvan bende!)

Evet, olabilir ama muhtemelen çocukken de pek pratik değildi. Ayrıca gerçekte benden yalnızca iki buçuk ya da üç yaş büyük. Benden 50 yaş büyük gösterdiğini biliyorum, ama gerçek bu değil.

Son sorularımdan biri: İnsanoğlunun dönüm noktasının neresi olduğunu merak ediyorum. Geçmişte erkekler kahramandı, şimdi işe yaramaz paçavra gibi muamele görüyoruz. Kırılma noktası neydi?

Bence bunun sebebi modern dünyanın fazla fırsat sunmamasıdır. Özellikle de batıda ve yaşadığımız İngiltere’de. Çünkü eskiden insanlar lokomotif kullanmak, kömür madenlerine inmek ya da devasa metal dökümhanelerinde çalışmak gibi son derece kahramanca işler yapıyorlardı. Artık bu işleri eskisi gibi yapmıyoruz. Dolayısıyla, insanoğlu içten içe bir şeyler üretmek isteyeceğinden, insanların çoğu kendilerini onlara kalan son şeye, yemek yapmaya adıyor. Ancak bunun biraz utanç verici olduğunu düşünüyorum. İnsanoğlu yeniden yüzünü dış dünyaya dönerek bir şeyler üretmeye başlamalı.

Bütün yaptığımız, yerimizde oturmak, Facebook’ta bir şeyler paylaşmak ve rahat bir şekilde oturmaya devam etmek…

Her şeyin bundan ibaret olduğunu düşünmüyorum. Ancak bize gösterilen bu. Kimse gerçekten yaratıcı ve faydalı bir şey yapmıyormuş gibi gösteriliyor ve ben bunun yanlış olduğunu düşünüyorum. Gerçekten harika şeyler yapabilen birçok insan var. Bu insanlar bir şeyler üretebiliyorlar, atölyeleri ve makineleri var, bilgisayarla veya başka cihazlarla muhteşem işler yapabiliyorlar. Ancak biz bunları görmeyi tercih etmiyoruz. Daha çok düzensiz, umutsuz ve kendi kendine yıkanamayan insanları görmeyi tercih ediyoruz.

 

Röporatj: Berk İYBAR